15 Temmuz'un izini, 10 yıldır bedenlerindeki kurşunda taşıyorlar
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında sağ gözünü kaybeden İsmail Acur ve göğsünden vurulan Musa İlhan, 10 yıldır vücutlarında bulunan kurşunla yaşamlarını sürdürüyor.
Bugün, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yıl dönümü.
15 Temmuz gecesinde Saraçhane'deki direnişte gözünü kaybeden İsmail Acur ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi'nin (AKOM) önünde darbeci askerler tarafından göğsünden vurulan Musa İlhan, hem tedavi süreçlerini hem de o geceye dair hafızalarında yer eden anıları anlattı. ŞEHİT SANILIP ÜZERİNE TÜRK BAYRAĞI ÖRTÜLDÜ
Darbe girişimini engellemek için ilk olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne giden, ardından darbecilerin hedefindeki Saraçhane'deki İBB binasının olduğu bölgeye geçen 15 Temmuz gazisi İsmail Acur, işgal girişimine karşı direnen vatandaşlarla birlikte en ön saflarda yer aldı.
Yaralananları güvenli bölgelere taşıdıktan sonra yeniden direniş saflarına dönen Acur, darbecilerin açtığı ateş sonucu ağır yaralandı. Sağ gözünü kaybeden Acur'un boynuna isabet eden kurşun ise şah damarı ile omuriliği arasına saplandı. Hayati risk taşıyan bölgede bulunan kurşun nedeniyle aradan geçen 10 yıla rağmen cerrahi müdahale yapılamıyor.
Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen boynundaki kurşunla yaşamını sürdüren üç çocuk babası olan İsmail Acur, yaşadıklarını anlattı. Acur, 15 Temmuz'da memleketi Malatya'dan İstanbul'a dönüp uyuduğunu, dışarıdan gelen siren sesleri ve hareketliliği duyunca kalktığını söyledi.
Televizyonu açtığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın milleti meydanlara davet eden çağrısını duyduğunu belirten Acur, vakit kaybetmeden Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün önüne gittiğini dile getirdi. Acur, bir süre burada bekledikten sonra Saraçhane'den gelen vatandaşlardan bölgede çok sayıda yaralı olduğu bilgisini aldığını, bunun üzerine vakit kaybetmeden Saraçhane'ye geçtiğini ifade etti.
Saraçhane'de darbecilere karşı en ön saflarda yer aldığını, vurulan ve yaralanan vatandaşları güvenli bölgelere taşıyarak hastaneye ulaştırmaya çalıştığını anlatan Acur, o geceye ilişkin şunları kaydetti:
“Yaralıları hastaneye ulaştırdıktan sonra yeniden döndük ve artık en ön saflardaydık. 'Ya öleceğiz ya da onları etkisiz hale getireceğiz.' diyorduk. Tam o sırada bir mermi geldi, ben sıyırdı sandım. Elimi attım gözüme doğru, gözüm elimin içine düştü. Kelimeişehadet getirdim. Bir iki adım daha attım ve düştüm. Sonradan, öldüğümü sanarak üzerimi Türk bayrağıyla örttüklerini öğrendim. Çok kan kaybetmiştim. Ambulans geldiğinde nabzımın attığını görmüşler, hemen hastaneye kaldırmışlar. Kurşun boynumda kalmış, gözümü kaybettim. Gözüm protez, görmüyorum. Vatanıma feda olsun, canımız da kanımız da vatanımıza feda olsun.”
Acur, vücudunda kalan kurşun nedeniyle yaşadığı bir anısını da şöyle anlattı:
"Bazen resmi kurumlara gittiğimde metal dedektörlerden geçerken boynumda kalan kurşun nedeniyle cihazlar alarm veriyor. Bir keresinde polise gazi olduğumu söyledim. Bana, 'Silahın var mı?' diye sordu. Ben de 'Silahım yok ama boynumda mermim var.' dedim. Bunun üzerine, 'Mermiyi alayım, mermiyle içeri girmek yasak.' dedi. Ben de şaka yaparak, 'Ben alamıyorum, sen alabiliyorsan al.' dedim. Bunun ardından polis memuru yanıma gelip bana sarıldı ve 'Sizin sayenizde biz bugün buralardayız.' diyerek gözyaşlarına hakim olamadı." 10 YILDIR KALBİNDE KURŞUNLA YAŞIYOR
Mahallesinde arkadaşlarıyla otururken darbe girişimini öğrenen 49 yaşındaki Musa İlhan ise eve uğramaya bile fırsat bulamadan ayağındaki terlikleriyle AKOM'un önüne gitti.
Vatandaşlarla darbecilere karşı direnirken darbeci yarbayın açtığı ateş sonucunda göğsünden vurulan İlhan, 10 yıldır kalbinin sadece 2 santimetre yakınında kalan kurşunla yaşıyor.
İlhan, Hafıza 15 Temmuz Müzesi önünde yaptığı açıklamada, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'ın bir kalkışma olduğu açıklamasından sonra hiç tereddüt etmeden harekete geçtiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı havalimanında karşılamak için yola çıktığını ancak Alibeyköy'deki İBB Lojistik Destek Merkezi önünde askerlerin hareketliliğini görünce olayların seyrinin değiştiğini söyleyen İlhan, darbeci askerleri orada görünce halkla birlikte merkeze girdiklerini, korkusuzca askerleri dışarı çıkardıklarını belirtti.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne gitmek için yola devam ederken AKOM'daki darbeci askerleri görünce oraya yöneldiklerini aktaran İlhan, şöyle devam etti:
“AKOM'a girer girmez askerler ateş açtı. Ayaklarımıza doğru mermiler yağıyordu. Önce korktuk, terliklerim ayağımdan çıktı. Oradan darbeci bir asker, 'Yaklaşmayın vururum.' diye bağırıyordu. Önce biraz korktuk. Ama sonra Cenabıallah'tan bir güç geldi. Üzerimdeki korkuyu içimizden aldı. Ben de 'Geliyorum, vuracaksan vur.' dedim. Şortumla, terliğimle yürüdüm. Sonrasında vurulmuşum. Vurulduğum anda yere yattım. O kadar vicdansızdılar ki yerde yatarken bile sağımdan solumdan mermiler geçiyordu. Gözlerimi kapatıp 'Gözüme gelmesin.' diye dua ediyordum. Bir arkadaşım göğsüme tampon yaparak beni korumaya çalışıyordu. Sonrasını hatırlamıyorum. Toplam 4 gün hastanede kaldım. Uyanır uyanmaz Cumhurbaşkanı'mızın durumunu sormuşum. Cumhurbaşkanı'mız ben vurulduktan sonra televizyon yayınına bağlanmış. Okmeydanı Şehir Hastanesi'ndeki hemşireler 'Cumhurbaşkanı iyi, şu an televizyonda konuşma yapıyor.' dediler.” REHİN ALINAN ARKADAŞLARINI KURTARMAYA GİDERKEN VURULDU
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında İstanbul'da rehin alınan arkadaşlarını kurtarmaya çalışırken vurularak gazi olan 51 yaşındaki Başkomiser Murat Ellibeş de, o gece yaşanan ihaneti ve milletin direnişini anlattı.
Vurulduktan sonra darbeci bir yüzbaşı ile yaşadığı diyaloğu anlatan Ellibeş, "Bana 'Sen bunların amiri misin?' diye sordu. 'Evet, amiriyim. Ben polisim, sen askersin. Bu husumet ne?' diye sorduğumda, 'Bizim sizinle işimiz yok, yönetimle.' diye bir cümle duydum." ifadelerini kullandı. 15 TEMMUZ GAZİSİ KARA GECEYİ ANLATTI
Darbe girişimi gecesinde İstanbul Atatürk Havalimanı'nda vurularak gazi olan Özcan Çetinkaya, yaşadıklarını ve o karanlık geceyi anlattı.
Çevredekilerin haykırışlarıyla sokağa döküldüklerini ve canları pahasına havalimanındaki tankları durdurduklarını belirten Çetinkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın havalimanına iniş yaptığı anlara da bizzat şahit olduğunu dile getirdi.
Kendisini "Şehitliğe yetişemeyenler" olarak gördüğünü belirten Çetinkaya, devlet övünç madalyasını büyük bir gururla taşıdığını ifade etti. ŞEHİT POLİSİN ADI YEĞENİNDE YAŞIYOR
15 Temmuz'da Ankara Gölbaşı'ndaki bombalı saldırıda şehit olan Özel Harekat Komiser Yardımcısı Gülşah Güler'in adı yeğeninde yaşıyor.
Aynı yıl dünyaya gelen ve bugün 10 yaşında olan küçük kız, halası gibi polis olmak istiyor. Küçük kıza, İlçe Emniyet Müdürü Murat Karaman tarafından Polis Özel Harekat üniforması hediye edildi.
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmedim
0
Aşk
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay
0